2-Prof. Dr. Seyfettin Gürsel: Ekonomi Kurumları İtibarıyla Bu Ülke İyi Yönetilmiyor

Bahçeşehir Üniversitesi BETAM Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, Türkiye Ekonomisi 2017 konulu bir konferansta, Bu ülkenin iyi yönetildiğini kimse bana anlatmasın. Ekonomi kurumları itibarıyla bu ülke iyi yönetilmiyor; bu çok açık dedi.

Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) ve Koç Üniversitesi Ekonomik Araştırma Fonu (EAF) Türkiye Ekonomisi 2017 konulu bir konferans düzenledi.

Konferansa, TÜSİAD Başekonomisti Zümrüt İmamoğlu moderatörlük görevini üstlenirken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası eski Başkanı Durmuş Yılmaz, Bahçeşehir Üniversitesi BETAM Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, Medipol Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hatice Karahan, DNG Danışmanlık Stratejisti Fatih Keresteci, Meksa Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Figen Özavcı konuşmacı olarak katıldı.

Vardığımız noktada hem faizimi yüksek oluyor hem de kurumuz yüksek oluyor

Koferansta konuşan Durmuş Yılmaz, enflasyon ve TL’nin sorununun iletişim sorunu ve yönetsel sorun olduğunu belirtti ve ekledi:

Enflasyonda niçin başarı olmadık, olamıyoruz; aldığımız kararların sonucunu görecek kadar sabrımız yok. Aldığımız kararların maalesef çok erken, sonucunu görmeden değiştiriyoruz. Bunun sonucunda da her defasında çıkış noktamız olan yatırımların yapılabilmesi için düşük faiz için yola çıkıyoruz. Ama vardığımız noktada hem faizimi yüksek oluyor hem de kurumuz yüksek oluyor. Ben sorunu bu şekilde görüyor ve özetliyorum.

Merkez Bankamız Allah’a şükür goygoya gelmedi faizi artırmadı

Durmuş Yılmaz, Piyasa oyuncularıyla iletişimi kuramadık. Ama onlar geç de olsa bunun nasıl olduğunu anladılar. Ama özellikle siyasi cephe bunu bir türlü anlayamadı, çok geç anladı. Merkez Bankası kendi dokümanlarında politika faizinin ne olduğunu, nasıl oluştuğunu ve bununda sıkılaştırıcı yönde olduğunu söylemesine rağmen ortalama paçal maliyetinin bir ara yüzde 11’lere çıktığı bir dönemde ilgili bir bakana çıktı ‘Merkez Bankamız Allah’a şükür goygoya gelmedi faizi artırmadı’ dedi. Faiz 7-7.5’da duruyor ama piyasanın muhatap olduğu faiz 11. Bu maalesef anlaşılamadı. Bu anlaşılamadığı için Merkez Bankası’nın faizleri artırmayacak gücü olduğu şeklinde bir inançta ortaya çıktı. Şimdi biz bu inancın sonucunu yaşıyoruz ve Merkez Bankası da bir türlü bu faizi artıramıyor diye konuştu.

TL üzerinden para politikası

Bugün geldiğimiz nokta itibariyle artık tek bir para politikası faizine dönüp, bunun iletişimin iyi kurulup, para politikasının enflasyon düşürülerek TL’nin maliyeti üzerinde para politikasının yürütülmesinin yollarını aramamız lazım. Bunu aradığımız, bulduğumuz zaman enflasyonla mücadelemizde rayına oturacaktır diyen Yılmaz, şu uyarıyı yaptı:

Şüphe yaratacak söylemler

Son dönemde hem hedef tutturamıyoruz hem de bir taraftan da yapılan doğur işler var ama o doğru işlerin doğruluğundan şüphe yaratacak söylemler siyaset cephesinden geliyor. Bundan vazgeçilmesi lazım. Eğer bu yapılmaz ise bu kargaşa bu şekilde devam eder.

Düşük faizin olabilmesi için kısa vadede yüksek faize razı olacaksın

Yılmaz, Büyümek için yatırım ortamının iyileşmesi lazım. Düşük faiz elbette yatırım için önemli. Fakat düşük faizin olabilmesi için kısa vadede yüksek faize razı olacaksın, enflasyonu kontrol altına alacaksın. Ama maalesef bu toplumda henüz kabul görmüş bir şey değil dedi.

Kurun bu seviyesinden rahatsız mıyız?

Yılmaz, bir takım yapısal sorunların olduğunu ifade ederek, Merkez Bankası sadece faiz ile bu işi halledemez dedi ve ekledi:

Doğur bir iletişimle, iletişimde sadece Merkez Bankası’nın yapacağı söylem değil, ekonomi yönetiminin, biriminin güçlü bir koordinasyonla bunu tek elden yapması lazım. Şu anda maalesef koordinasyon bozuk, tek elden yapılmıyor. Orkestra aynı notayı çalmıyor. Mesele bu. Ama aynı notayı çalmadığı için de sorun bugünkü sorun. Eğer bu böyle devam ederse biz bir süre daha yüksek enflasyonla yaşamak zorunda kalacağız. Çünkü şunda açık ve net değiliz; kurun bu seviyesinden rahatsız mıyız?

Mehmet Şimşek bey bir notadan çalıyor, öbür taraf başka bir notadan çalıyor

Durmuş Yılmaz, Bağımsızlığın olduğu yerde mutlaka demokrasi açığı olur, bu kaçınılmaz. Merkez Bankası’nın, BDDK’nın bağımsızlığı veya diğere kurumlarda bir demokrasi açığı var. Topluma hesap verende siyasetçiler. Atanmışlar hesap vermiyor, siyasetçi hesap veriyor. O nedenle de siyasetçi konuşmak zorunda, konuşmalı. Bu onun hem hakkı hem görevi. Fakat bunu yaparken, işin nezaketini de dikkate alarak ilgili birimlerle otururlar, konuşurlar, herkes kendi görüşünü söyler, aykırı fikirler ortaya konulur. Bir fikir birliğine varıldıktan sonra iletişim tek elden yapılırsa bu topluma daha fazla fayda sağlar. Ama şu anda böyle bir koordinasyonsuzluk var. Orkestranın bir tarafı Mehmet Şimşek Bey bir notadan çalıyor, öbür taraf başka bir notadan çalıyor; bunlar sıkıntı diye konuştu.

2017 beklentisi

Yılmaz 2017 beklentileri konusunda ise, İçerideki büyümeyi belirleyecek olan kredi genişlemesi. Merkez Bankası bu arada özellikle reel sektöre verilen kredilerde çok fazla titiz değil. Ama tüketici kredileri biraz daha dikkatli finansal istikrar açısından. 2017’de belirleyici olacak olan şey, Türkiye’deki kredi büyümesi olacak. Bu kredi büyümesini de belirleyecek olay yabancı sermaye girişleri. Onun için 2017’nin 2016’dan çok fazla bir farklılık göstereceğini düşünmüyorum dedi.

Hükümet büyümeye bakıyor

Seyfettin Gürsel, enflasyon konusunda açıklama yaparak, Bizim hükümet yüzde 5 hedefini laf olsun diye oraya koyuyor ama umurunda değil. Çünkü rahatsız etmiyor, yeter ki kontrol altında olsun, yüzde 7-8. Büyümeye bakıyor. Eğer büyüme canlıysa, yüksekse, yatırımlar canlıysa, o zaman ‘enflasyon yüzde 7-8 olsun bir şey fark etmez’ diyor. Bence öyle düşünüyorlar diye konuştu ve ekledi:

Enflasyonda esas mesele, bugünkü Merkez Bankası yönetiminden de edindiğim izlenim o; yeter ki ipin ucu kaçmasın yüzde 7-8 idare edelim. Tahminleri de koyarız, biraz sapar, yeter ki büyüme yüksek olsun. Bence geldiğimiz nokta bu. Literatüre bakarsanız bu doğru bir yer değil, ciddi riskleri var. Çünkü 7-8’de kalmayabilir. Önümüzdeki yıl bunu yaşayacağız.

Ekonomi kurumları itibariyle bu ülke iyi yönetilmiyor

Gürsel, TÜİK’in büyüme rakamları hesaplamasındaki değişikliğine dikkat çekerek, şöyle devam etti:

Peki Merkez Bankası, TÜİK adam gibi başından doğru hesap yapsaydı, biz de Merkez Bankası da bilseydi büyüme 2012-2015 arası ortalama 3.3 değil, yüzde 6.2’miş. Yüzde 8.5’a çıktığı yıl olmuş. Bu ortam da o zaman ‘pekala enflasyonda düşürülemez miydi?’ diye bir soru sormaya hakkımız var. Ben bu yeni ulusal hesap ve büyüme hikayesini hazmedemedim. Yanlış demiyorum, büyük bir ihtimalle daha doğru hesaplıyorlar. Ama bizi ve karar alıcı, başta Merkez Bankası olmak üzere kurumları kontrpiye de bırakıyor. Kim sorumlu? Bu ülkenin iyi yönetildiğini kimse bana anlatmasın. Ekonomi kurumları itibariyle bu ülke iyi yönetilmiyor. Bu çok açık.

OHAL eleştirisi

Meksa Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Figen Özavcı ise, İlk etapta Türkiye’de bir şeylerin değişmesi için önce OHAL’in kalkması lazım. Yani yatırımcı algısının önünü kapatan şu an biraz OHAL gibi duruyor dedi. – İstanbul

Posted Under
Genel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir